Doğan’ın Penceresi Şiirleri
Melis Doğan
İlk Şiir
İlk şiirimi yazdığım zaman on yaşlarında bir çocuktum.
Yaklaşık iki, üç sene yazdığım bir deneme defterim vardı. Her yağmur yağdığında o defteri açıp yazıp kapatırdım. Bir gün o defter sınıfta ki arkadaşlarımın eline geçip alay konusu olmuştu. Babaannem gibi yazmışsın diye çocuklar arası o yaşanan kaosun ortasındaydım. Çok utanmıştım ve ayıp bir şey yaptığımı düşünerek defteri paramparça edip çöpe attım. O günden sonra bir daha elime kalem almadım. Benim için şiir yazmak, hislerimi kâğıda dökmek; utanç verici bir durum olarak hafızama yerleşmişti.

Şiirlerden Eserlere Uzanan Yolculuk Hikayesi
Geçen sürede şiirler kalemimden değil belki de hafızamda bir şekilde canlanıyordu. Farkında olmadan her eserin bir hikayesini düşünüyor; o hikâyenin yolculuğu ile fırçamı renklerle buluşturup eserlerime yön vermeye başlamıştım. Buna bağlı olarak ilk karma sergimde eserimin yanına kendim kaleme almış olduğum anekdotu yazılı olarak asarak sanatseverlerin beğenisine sunmuştuk. O vakit epey bir olumlu geri dönüşler aldık. İnsanlar okudukları ile kendi hislerini karşılaştırma imkânı bulmaları onları heyecanlandırmıştı. Bir süre daha katıldığım sergilerde bunu devam ettirdim. Şu sıralar ise; eserlerimi alıcılarına ulaştırırken eserin şiirini, hikayesini el yazım ile kendilerine sunuyorum.
Şiir Kitabı Hayali
Eserlerimin hikayelerini anlatırken bunları yazmam için teşvik eden bir arkadaşım bana geçmişin o yırtık buruşturulup atılmış kağıtları ile çöp kutusunun başında duran utangaç kız çocuğuna götürdü. Kolay olmadı başlangıçta yavaş yavaş kağıtlar düzeldi kalemle kavuştu derken dizelerimde kendimi ve sonrasında özgürce hikayelerini bahsedeceğim muazzam eserler ürettim.
İçimde kalan o çocukluk hayali şüphesiz artık canlanmaya başlamıştı. Ve hemen ardından ilk deneyimim olan Doğan’ın Penceresi adlı şiir kitabımı sizlerin karşısına çıkardım. İtiraf etmeliyim ki kendimden bile sakladığım bir hayalimi gerçekleştirmiştim. Kitabın rengi, sayfa dokusu, eskizlerim her şey hayalimin kendisiydi.
Çöpün kenarında duran o utangaç kız çocuğu kendisine yapılan alaycı gülüşlerin yerini artık bir bir alkışlara, tebriklere ve hatta hayranlıkla bakan o gözleri hissedebiliyordu… Bu yüzden ilk kitabımın olmasının yanı sıra bir kız çocuğunun başarı öyküsüdür benim için.
Şiirlerin Konusu
Şiirlerim; Dünya edebiyatında lirik şiir türünü kapsamaktadır. Hayatımdaki kesitler, tanıklık ettiğim olaylar, kendi yaşanmışlıklarım şeklinde ilham aldığım durumları dizelerime yansıtarak sizlerle bir bağ kuruyorum. Bu durumu bir tren yolculuğu gibi düşünebiliriz. Raylardan geçip giden kadrajın kesitleri. Adına “Hayat” denilen yolculuğumun hikayesi.
Genellikle sabaha karşı ve gün batımında kalemim dizelerimle buluşur. Zamanın en dingin saatlerini seçmemin sebebide günlük akışta yaşadığım olaylardan sıyrılarak daha duru bir dil ile eserleri ortaya çıkardığımı düşünmekteyim.
Lacivert Renk
Lacivert renk esasında benim için özel bir renktir. Yıllardır eserlerimde mavi ve lacivert rengi tonlarını ağırlıklı olarak kullanmışımdır. Bunu başlarda farkında olmadan yaparken son zamanlarda bilinçli şekilde mavi tonlarını kullanarak eserlerimi oluşturmaktayım. Bana en çok sorulan sorulardan biri de Neden Mavi? Kısaca açıklamam gerekirse: Deniz gibi gökyüzü gibi uçsuz bucaksız bir hayatı simgelediğini düşünürüm. Sonsuzluğun rengidir mavi benim için.
Eserlerimin sonsuzluğa giden bir yolda yolculuk yaptığını düşünürüm. Doğan’ın Penceresi şiir kitabım içinde aynı durum geçerli sonsuz bir zamanın, bir yaşamın içinde şiirlerimin var olması. Sonrasında kuşaktan kuşağa mukaddes bir miras gibi yaşama adamak. Bu durumdan mütevellit kitap kapağı rengi tercihim de şüphesiz lacivert oldu.
Okuyucularıma
Bu yolculukta bana inanan tüm dostlarıma. Her şiirimi hayranlıkla okuyan başta siz kıymetli okurlarıma teşekkürlerimi sunuyorum.
Renklerim kadar şiirlerim de hayatlarınızı güzelleştirmesi dileğiyle…
Bir yanıt yazın